Pes. Ne demeli bilmem.
Biraz tutarlı olalım.
1- Eşcinsellik özenilerek olanacak bir şey değildir. Kimse "özenerek" eşcinsel ya da transeksuel, travesti olmaz. TV programından cinsel roller özenilseydi herhalde tüm kızlar erkek olmak isterdi, çünkü ülkemizde erkek olmaktan iyi bir şey yok. Kadın kılığında programa çıkmakla eşcinselliğin de ne bağlantısı olduğu da ayrı bir konu tabii.
(..)
2- Namus cinayetleri, kan davaları ve tüm şiddet içeren programlara, televolelere, hiç bir önemli konunun işlenmediği "konuklu" söyleşi programlara tepki verilmezken, 'O Bir Hanımefendi' yerine belgeleseller yapılması gerektiği fikri de açıkça çelişkinin dik alakası.
3- Demokrasi, çok seslilik ve özgürlükler olgunluk gerektirir. Eskiden bu olgunluğun halkta olmadığı düşünülerek radyo ve televizyon devlet denetiminde tutulurdu. "Çocuğuma ne derim soru sorarsa" diye kaygı duyanlar, televizyonun kapatma düğmesinin olduğunu, kanal değiştirmenin de mümkün olduğunu hatırlamalı. Çocuklarına belli bir yaşa gelene kadar kesinlikle televizyon seyrettirmeyen ailelerin de olduğunu hatırlayalım.
4- Ahlak görecelidir. Ahlakın tek bir kavarımını bizim gibi kozmopolit bir ülkede yapmak mümkün mü? Dinci çevrelerin de tamamen başka ahlak kavramları olduğunu ve bunları direttiklerinde ürktüğümüzü unutmayalım. Bizim gibilerin masum davranışları (örneğin kadınla erkeğin el sıkişması, başı açık gezmek) da bazı insanlara ters gelir.

