Yasadikca Gezdikce
Logo
Aman erkekliğimize helal gelmesin
Geçenlerde Hürriyette ikş haber çıktı: "Polis damat gerdekte ihtihar etti", ve diğeri de "Nişantaşı?nda, eşini ve kızını öldürdükten sonra yaralı bulunarak hastaneye kaldırılan Nizami Hakan Tokol, 'Eşim bana ?80 yaşında baban çalışıyor. Sen oturuyorsun ne biçim erkeksin? deyince kendimi kaybettim. Hiçbir şey hatırlamıyorum" dedi'". İki haber de her gün okuyup geçeceğimiz, düşünmeyeceğimiz haberler. Her gün alışığız artık böyle şeylere. İki haberin de ortak yönü, o kırılgan, narin erkekliğine dokunulan ve bunu kaldıramayan erkekler. O kadar büyük bir hayal kırıklığına kapılyorlar, ve öfkeleniyorlar ki, ya kendilerinı ya başkalarını öldürerek öfkelerini yenebiliyorlar. Ah bu erkek olma kavramı nasıl bir şey kı, onu kaybetme uğruna kendi hayatımıza ya da başkalarının hayatına kıyabiliyoruz. Vay be! Birinci olayda ertesi sabahı bekleselerdi damat bey düğün yorgunluğunu üzerinden atardı. İkinci olayda adam eşine "eh herşey o kadar kolay diil, iyi bir fırsat bekliyorum, işine gelirse" diyebilseydi. Erkekliğin hiç alakası yok. O organları taşıma dışında bir anlamı yok. Bunu bir anlayabilsek.Yaşamın değerini daha iyi bilirdik.

Copyright Commoncolors.net | admin@commoncolors.net