Takaragawa Kaplıcasında Bahar
![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
Bu yolculuğu Pazar-Pazartesiye planladık. Altın Haftada kalabalıkların sokağa döküldüğü Cumartesi ve Çarşambadan sakınarak. Takawagawa Kaplıcası Gunma Prefecture'da, Minakami'ye yakın. Tokyo'dan shinkansenle Jomou-kogen'e 1 saatte, oradan da otobüsle 1 saatte kapılyacaya gidiliyor. İlk güzel sürpriz shinkansen ve otobüsün oldukça boş olmasıydı. Altın Haftanın pek popüler olmayan günlerinde yola çıkmanın avantajı. İkinci güzel sürpriz mevsim: sakuralar oralarda yeni açmıştı. Tokyo'nun Mart sonu gibiydi yani.
Takaragawa'da tek bir ryokan (Japon geleneksel usülündeki otel) var, Osenkaku. Kaplıca (Japonca'da "onsen") da oranın tekelinde. Takaragawa'nın özelliği Japonya'daki değişik anketlerde hep üst sıralarda gelmesi. Nedenini anlamak zor değil. Takara ırmağının iki yanında oldukça geniş bir alana yayılmış açık hava havuzları en önemli özelliği. "Routenburo"da (Japonca'da açık havadaki kaplıca havuzları sitili) kadın erkek karışık. Kadınlar için ayrı bır routenburo da mevcut. (Japonyadaki kaplıcaların eskiden hep kadın erkek karışık olduğu, Meiji dönemiyle gelen batılı düşünceyle birlikte "ayıp" kavramının -maalesef- hakim olduğu, banyoların ayrıldığı söyleniyor. Erkek erkeğe hamama -sento- girilirken suya kesinle mayo ile girilmez, havlu da suya kesinlikle sokulmaz. Bu tür davranışlar neredeyse tabu olarak algılanır. Suya girilmeden ön tarafını örten bazı erkekler bile su içinde havlularını ya kenara bir yere koyarlar, ya da başlarının üzerine. Küçük ince havlular aynı zamanda suya girmeden önce iliflenmek, çıktıktan sonra da kabaca kurulanmak için kullanılır.) Kadınlar büyük banyo havlularıyla dolaşırken, erkeklerin çoğu da havluyu su içinde bile önlerinde tutuyordu. Kaplıca suyu oldukça yumuşak ve berrak. Suyun sıcaklığı dayanılır düzeyde.
Kaplıcanın dağ arasındaki manzarasının en önemli yanı eriyen kar sularıyla beslenerek çağıl çağıl akan Takara ırmağı. Onsen içindeyken adeta bir kol atımlık mesefede köpuklenerek, gürüldeyerek akan su, her saniye insanın sıkıntılarını stresini de alıp götürüyor. Ryokanın Showa usülü odasında uyurken bile bu ses rüyalara eşlik ediyor.
Ryokanın yemekleri sade. Yağlı bir yemek yok. Bölgede vahşi ayılar eskiden beri çokmuş, kafeslerde de 6 ayı falan var. Çok sevimliler, kafes biraz dar. Ama ayı kokusu uzun sure burnumuzdan gitmiyor. Yemekte çıkan kuma-jiru (ayı etli miso çorbası) ryokanın özelliği imiş, servisi yapan bayan etin kafeslerden gelmediğini belirtti, şakayla karışık sorumuza karşın. Samurayların kaçıp bölgeye sığındığı ve av eti olarak kış uykusuna yatarken vücudunda fazla miktarda besleyici madde depolayan ayıları seçtiği dönemlerden kalan bir gelenek olduğunu kabul etsek de, sert ve ağır kokulu etin, o kokuyu almak için yapılan terbiyeleme işleminlerine değmediğine karar veriyoruz.
Kışın, yazın, son ve ilk baharda manzara Mayıs başından daha güzelmiş. Resimlerde de öyle gözüküyor. En kısa zamanda yeniden dönmek üzere.
Etiketler: Japonya, kaplıca-onsen






