26.7.05

Seul, Farkedilmeyecek Kadar Yakın

  
Asya'nın bütün gizemli şehirleri içinde Seul'u gözden kaçırmak çok kolay. Zaman ve para kısıtlıysa, öncelik sıralamasında Seul üst sıralara çıkmaz. Seul "derin Asya"yı sevenler içindir. Asya şehirlerinde uzun zaman gecirmemiş olanlarin zevk alacağı, potansiyelini tam değerlendireceği bir mekan değildir. Seul'un bu saklı, gizemli hali, büyük ölçude kültürel olarak dışarı kapalı kalmalarından kaynaklanıyor bence. Japon ve Çin kültürünün arasında, bağımsızlığı da zaman zaman zedelenmiş Kore ulusunun içine kapalılığı kültürlerini etkili olarak dışarı açmalarını da engelliyor. Seul'u ve G. Koreyi çekici kılan şey bence, halkın gururlu çalışkanlığı, dinamik çarşıları, koyu şaman ve Konfiçyüs değerlerinin hakimiyeti ve Çin ile Japonya'ya bu kadar yakın, yine de farklı ve orijinal olmasi.

Beklenmedik bir kraliyet töreni
Mayıs'in ilk Pazar günü Chongmyo ya da Jongmyo Tapinağında harika bir fırsat bekler: Kraliyet törenleri. Bu tapınak Chosun handenanının (1392-1910) öğretilerinin ve isimlerinin yazılı olduğu tahtadan tabletlerin saklandıği yer ve UNESCO kültü mirasi tescilli. Bu yıllık törenler Konfiçyüs stilinde kraliyet ailesini anmak ve onurlandırmak için yapılıyor. Rengarenk geleneksel kıyafetleriyle sakallı ve güler yüzlü görevliler, kapıdan yol göstererek karşılar. Tören tek düze, ritmi belirli, melodiye çeşit aletlerin, davulların, fülütlerin, zillerin değişik zamanlarda katılmasıyla oluşuyor. Melodi eskiden kalma Japon saray müziğine çok benziyor. Nostaljik bir ses, Japonlar için hiç de uzak bir ses değil. Doğu Asyanın dinginlikden yoksun, saklı melodileri. Seremoniye tüm katılanlar renkli kıyafetler içinde. Törenin en onemli bölümü kraliyet ailesi temsilcisinin geçit töreni. Yanımizdaki takım elbiseli amca Japonca bize şöyle söylüyor: Japon işgalinde çok çektik, ismim değiştirildi, ama şimdi tıp okumak için oğlum Japonya'da. Bunlar geride kaldı. Yakın ve uzak iki ulus...

Myondong'da geçmişe dönüş
1995'teki Myondong'dan hatırladıklarım, gri bir gökyüzü, çamurlu sokaklar, eksi 10larda içe işleyen soğuk ve Tokyo'nun Harajuku'su dedirten dükkanlar, kalabalık.

2002deki Myondong'da Japon pop grubu Southern All Stars'in Tsunami'si çalıyordu. Sokak ortasında birden (harika)Japonca sözler. 7 yıl içinde büyük büyük değisiklik! İste anı yaşama duygusuydu bu. Özeldi. 1 yıl sonra iki ülkenin ortaklaşa düzenleyeceği Dünya Kupası oncesiydi, o yıl herşey güzeldi.

Tünelin ucundaki kapı
Her turist gibi havalanı otobüslerinde ve otellerdeki broşürlere bakarsınız. Gidilmeye değer yerler içinde "Askerden Arindırılmış Bölge" (De-militarized Zone, DMZ)fazla göze çarpmaz. Gidilecek o kadar yer içinde, güzel bir gunse de hele, askerden hiç de arınmış gibi gözükmeyen karanlık tünellerle kaplı yere neden gidilsin ki?

Ama günümüz dünyasında soğuk savaşı simgeleyen, günümüz Koresindeki bölünmüş ulus olmanın acı gerçeğini vurgulayan bir yer burası.

Tur rehberi, Kuzey'in yaptığı kamuflaj lüks evleri gösterdi. Binlerce insan açlıktan kırılırken, bu çürüyen içi boş apartmanlar yine hüzünlü bir çelişki.

Gezdiğimiz tünel aşağı doğru eğimli, inişi 30, çıkışı 45 dakika suren karanlıkça ve nemli bir geçit. Duvarlarda kazma izleri, zemin ve tavanlar ıslak, zemin kaymayı önlemek için özel olarak kaplanmış.

Bu tünelin sonunda ise beklenmedik bir şey var: bir kapı. Demirden yapılmış kalınca bir kapı. Bir de kapının kulbu var, kilitli. Kuvvetli ısık kapıya yönelmis, kamera da o aydınlık bölgeye odaklanmış. Rehbere soran gözlerle bakıyoruz, diyor ki: "kapının öbür tarafı tünelin Kuzeydeki bölümü."

Kameranın bağlandığı monitörun yeşilimsi ışığinda kapının kulbu parlıyor.

Mezeleri tazeleyin
Kore mutfağının bence en ilginç yanı ana yemekten önce gelen ve isteğe bağlı olarak yenilenen "mezeler." Çoğu sebze ağırlıklı ufak tabaklarda servis yapılan bu rengarenk ve farklı tatlardaki çerez-mezelerle tamamen doymak mümkün. Susam yağinda hafif kızartılmıs, acıli acisıs sebzeler, balıklar, envai çeşit kimchi, tofu ve diğer çeşitler. Farkli tatları birbiri ardınca denemek insana tatmin duygusu veriyor.

Namsan Parı'ının içinde, Seul Kulesi'nin zemin 1.katında müzik eşliğinde geleneksel saray yemeklerinin verildiği bir lokanta var: Pulhyanggi. Aç karnına gitmeyi unutmayın.

En şık sokak satıcıları
Asyanın diğer yerlerinde ve Türkiyede sokak staıcıları genelde biraz fakirce giyimli, bakımsız olur. Seul'de yiyecek tezgahlarının başında duran teyzeler hep şıktır, eldivenlidir, saçlar boyalıdır, makyaj yerindedir. Yiyecek ceşitleri hep boldur, renklidir ve temizdir.

Namdaemun'da akşam üzeri dolaşmalı. Karın biraz aç olmalı. Mevsimlerden de bahar başı. Tezgahlarda buz üzerine yatırılmış çiğ yiyecekler fazla endişe uyandırmamalı. Tezgahlara seyirtilirken teyzelerin çağrılarına kulak verilmeli. Sonra göze kestirilen, canın çektiği bir tezgahta kararınca, ateşte ızgara yapılacak büyük bir midye ya da acılı bir balık seçimeli. Tezgahtaki diğer insanlar, bir yabacıya ilgi gosterirler, ve belki de gönullerinden kopan bir kadeh shochu'yu ve tabaklarındaki yiyeceği size ikram ederler. Gözlerindeki ışıltı, kültürlerini paylaştığınız içindir. Gülümseyerek yanıt verin, Kore'de de geçen dil budur.

Etiketler: ,