Nagoya Meiji Köyünde Zaman
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
Japonya bu konuda Avrupa kadar olmasa da oldukça gayretli. Kyoto dışındaki yerlerde eskiden kalma yapılar tek tük var tabii. Genelde tapınaklar, kaleler, ve şehrin eski ticaret merkezleri ya eski halleriyle, ya da restorasyondan geçerek korunuyor. Yangın, deprem ve İkinci Dünya Savaşındaki Amerikan bombardmanı geriye çok da bir şey bırakmamış. Şimdi eski eserler özellikle iç turizmin dinamolarından biri. Malum Japonlar gezmeyi değişik yerler keşfetmeyi sever.
Deniz ağırı seyehatlerin ve kaplıcaların yanı sıra bir de "temalı" köyler var. İlk yıllarımda Japonya'nın pek çok yerindeki bu köylerin varlığını duyup şaşırmıştım. Çoğu ekonominin patlama yaptığı "köpüklü" yıllarda planlanmış, Japonların değişikliğe açlığını kara dönüştürmeye çalışan "köyler", çoğunlukla şimdi ekeonomik zorluk içinde. Rusya Köyü, Nagoya İtalya Köyü, Nagasaki Haus Ten Bosch Hollanda Köyü vb.
Meiji Mura'nın da ilk önce taklit binalardan yapılma eğlence parkı olduğunu düşünmüştüm. Ama öyle çıkmadı. Nagoya şehir merkezinden İnuyama'ya tren, oradan da otobüsle gidiliyor. Amaç sayıları gittikçe azalan Meiji dönemi (1867-1912) binalarını korumak ve bir araya getirmek. Meiji dönemi bizdeki Tanzimatla hemen hemen aynı döneme denk gelir. Batıyı taklitle başlar herşey önce. Kıyafetler batılı tarza dönerken, şapkalar, Kayzer Wilhelm bıyıkları, kont baron ünvanları, ve kendine özgü binalar ortaya çıkar. Ama Osmanlıdan farklı olarak bu özenti dönemi, aydınlanma, yurt genelinde batılı tarzında okulların açılması ve sanayileşme ile modern Japonya'nın temelini atar. Maalesef militarizm ve faşizmin dozu gittikçe artar ve malum 1945'te Japonya savaştan felaketle çıkar.
Meiji dönemi binaları, Batılı tarza yakın, eski Edo tarzı ile Uzak Doğu etkilerini dış süslemelerde kullanan, bina yapımında yeni Batılı tekniklerini "deneyen", kuvvetli, heybetli İmparatorluğa yaraşır eserlerdir. 1960'larda yeniden endüstrileşme, savaştaki bombardman, 1923 Kanto depremi falan bu binaların azalmasına neden olmuş. Var olan ve korumaya değer 60'dan fazla gerçek bina Aichi Prefecture'daki İruka Nehri kıyısına taşınarak 1965'te açılmış Meiji Mura.
Neler var peki bu köyde?
Başta gelen eserlerden biri, adı Meiji dönemi olsa da Taisho döneminde Frank Lloyd Wright tarafından yapılan eski İmperial Oteli'nin (1923-1967) girişi ve lobisi. Bir diğeri Lafcadio Hearn'ın Shizuoka'daki yazlık evi. Ayrıca 1890'da Kyoto'da yapılan St. Francis Xavier Katedrali.
Benim en ilgimi çeken binalar aslında bunlardan çok, Meiji dönemi hapiseleri ve kabuki tiyatrosu. Hapisane binasi oldukça gerçek, günlük yaşama ait eşyaların olması da hayal etmeyi kolaylaştırıyor. ("Batılı tarzı" Meiji dönemi böyleyse Edo dönemi nasıldı acaba diye düşünmekten kendimş alamadım.)
Bu arada Kyoto'da kullanılan tramvaya ve buharlı trene binme olanağı hoş sürprizlerdi. Gölün dinginliği, baharda açan ağaçların romatizmi ve 120 yıl öncesinin yaşamına tanıklık etmiş binalar, eşyalar, araçlar unutulmaz bir zamanda geriye dönüş tecrübesi yaşattı.
Etiketler: Japonya, Meiji dönemi, Nagoya












0 Yorum:
Yorum Gönder
Bu yazıya verilen bağlantılar:
Bir Bağlantı Yarat
id="comments"<< Ana Sayfa