2.4.06

Tayvan'daki Güneş Ay Gölü

 
Tayvan. Formoza adasındaki küçük devlet. Eskilerin deyimiyle "Milliyetci Çin." Resmi adiyla Çin Cumhuriyeti, Ingilizcesi "Republic of China, ROC." (Dıger Çin, simdilerde bizim Çin diye cagirdigimiz yer, eskiden Komünist Çin, ya da Kızıl Çin olarak anılırdı.) Eskiden dünyanın çoğu ülkesi resmi Çin olarak Tayvan'ı tanırdi. 25 Ekim 1971'de Birlesmis Milletler Çin'e ayrilan koltuğun Çin Cumhuriyeti'inden, Çin Halk Cumhuriyet'ine verilemesine karar verir. 28 Subat 1972'de ABD başkanı Nixon Çin Halk Cumhuriyeti'ni ziyaret eder, 1979'da da Pekin'deki ateşeliğini Büyülelçilik düzeyine çıkarır. Şimdi Tayvan'ı dünyada tanıyan cok az ülke var. Rivayete gore Tayvan "yardım" karsılıgı bu ülkelerin kendini tanımasını sağlıyormuş.

Günümüzde Doğu Asya'daki en önemli güvenlik sorunlarından biri Çin'in Tayvan'a salıdırıp resmen ilhak edip etmeyeceği sorunu ile ilgili. Gittikçe kuvvetlenen ve "gözünü budaktan sakınmayan" Çin, Tayvan Boğazinin doğu yakasında sürekli yiğinma yapıyor. Tayvan'li liderler şimdilik ılıman gitmeyi tercih etseler de, halkta "Tayvan Cumhuriyeti" olmayi ve resmen bagimsizligi isteyenler artik az degil.

İşte Tayvan denince önce benim aklıma bu tür şeyler gelir. 2000'e Taipei'e gitmiştim. Tayvan şehirleri bana hep Japonya'nin kasabalarını özellikle de güney-batıdakileri çağrıştırır. 1895-1945 arasinda Japonya'nin Tayvan'ı işgal ettigi, çoğu Tayvanlının Japonya'yı pek çok kez ziyaret ettiği ve eğitim gördüğü düsünülürse bu benzerlik tesadüf değil.

Yine de, Taipei gezisinden sonra bile, Tayvan'i doğal güzellikleri de olan turisik bir yer olarak algılayamazdım, Taichung yakınlarındaki Güneş-Ay Gölü'nü görene kadar.

Taichung'dan servis araci almıştı, nereye gidecegimizi ben tam bilmiyordum, her zamanki gibi. Sonra ferah, modern mimari harikasi bir binaya girdik, sonra da iste özel balkonu, şöminesi olan bir odadaydık. Akşam saatlerinde güneş alçalırken, işte karşımdaydı: Güneş-Ay Gölü. Akşamın mora çalan manzarasında suları İstanbul Boğazını hatırlatan bir bordoya dönmüstü.

Gölün ismi şeklinden geliyor, ortadaki adaninin ikiye böldügü Güneş ve Ay.
Ortadaki adanin adı LALU. Ne büyülü, tılsımlı bir isim değil mi?
Yumuşak, biraz kadınsı ve hülyalı.

Aslında Lalu adası Thao kabilesinin eskiden yaşadığı ve kutsal saydığı bir adaymiş. 1934'te Japonlar hidroelektrik santral yaparken gölün sularqi yükseldiği için artık adanın yalnizca tepesi görülebiliyor. Adaya turlar var, ama yalnızca sunni platformlara iniş var. Adaya çıkış yasak. Thao kabilesi de gölün çevresindeki bir baska köyde yaşıyormuş şimdi. Lalu adası tepesinde sağ kalmış agaçları ve tapınak kalıntılarıyla geçmiş bitmiş bir yaşam tarzını, geleneği ve tükenmis bir mirasi çağrıştırıyor. Gece gölün sessizliğini dinlerken adaya bakınca kabilenin atalarının ruhlarının oralarda geziniyor olabileceği hissine kapılıyor insan. (Japonyadan geldikten sonra ruhlarla ilgili hikayeler hiç de uydurma gelmiyor.) 1999'da büyük bir deprem gölün kıyısındakı, Lalu'daki insan yapılarına büyük zarar vermis. Hala kalıntılar gölün kıyısında duruyor.

Gece göl çok sessizdir. Diğer göller gibi adeta sesi yutar, dalga sesi cok belirsiz derinden duyulur, ama o kadar. Sabahın erken saatlerinde de. Renkler, bizim Abant'taki gibi, yere, hava durumuna, rüzgara ve günün saatine göre değişir. En sevdiğim ve beni büyüleyen tonlar turkuaza aitti. Zümrüt gibi, duru ve sakin...Saatlerce bakmaya doyamadim, turkuazda Akdenizi hatırladım, içinde kaybolmak istedim.

Bütun bunlari sindiridigim, yasadigim, ve her anını özümsemeye çalıştığım The Lalu'daki günleri söyle hatırlıyorum: Sabah 6:30 da kalkiş. Ekim'in hafif ürperten sabah serinliğine aldırmadan balkonda güneşin, karşıdaki dağın tepesinden yavaşça doğusunu seyretme. Göl üzeri hala sisliyken, kiyisinda kahvalti öncesi yürüyüş. Normal işler, göl turları, sonra öğleden sonra uykusu ve gölü seyretme. Silme dolu olan ve kıyısında yüzünce aslında gölde yüzüyormuş hissini veren havuzda yüzme. Akşam üzeri yürüyüş. Gece olurken yıldızlar lacivertliğin içinde belirirken yemek yeme. Sonra yıldizlı gök ve temiz havada göl manzarasını seyrederken hafif kestirmek.

İşte böyleydi beklenmedik Güneş-Ay Gölü sefası. Bir dahaki hedef Tayvan'ın yeniden keşfedilen kaplıcalari ve Tarako vadisi.

Etiketler: , , ,

0 Yorum:

Yorum Gönder

Bu yazıya verilen bağlantılar:

Bir Bağlantı Yarat

id="comments"<< Ana Sayfa